Kronik yorgunluk (fibromiyalji) nedir? Kronik yorgunluğun nedenleri nelerdir?

Kronik yorgunluk sendromunun belirtilerini oldukça geniş bir skalada incelemek mümkündür. Hastalığın, diğer birçok hastalıkla beraber görülüyor olması da bu durumu daraltıcı değil, genişletici rol oynar. Peki, kronik yorgunluk sendromu nedir? Kronik yorgunluk sendromu nedenleri nelerdir? Kronik yorgunluk sendromu aynı zamanda fibromiyalji olarak bilinmektedir. Tüm soruların yanıtı haberin detayında...

Kronik yorgunluk (fibromiyalji) nedir? Kronik yorgunluğun nedenleri nelerdir?

Kronik yorgunluk sendromunun belirtilerini oldukça geniş bir skalada incelemek mümkündür. Hastalığın, diğer birçok hastalıkla beraber görülüyor olması da bu durumu daraltıcı değil, genişletici rol oynar. Peki, kronik yorgunluk sendromu nedir? Kronik yorgunluk sendromu nedenleri nelerdir? Kronik yorgunluk sendromu aynı zamanda fibromiyalji olarak bilinmektedir. Tüm soruların yanıtı haberin detayında...

Kronik yorgunluk sendromu aynı zamanda fibromiyalji olarak bilinmektedir. Değişen tıbbi anlayışlar neticesinde farklı isimler ile literatürde yer bulduğu da olmuştur. Günümüzde tıbbi olarak fibromiyalji olarak adlandırılmaktadır.

Hastalığın ortaya çıkmasında genetik yatkınlık oldukça önemli yer tutmaktadır. Yapılan istatistiksel çalışmalar ailesinde fibromiyalji olanların hastalığa daha çok yakalandığını göstermiştir. Aynı zamanda hastalığın ortaya çıkabilmesi için psikolojik alandan bir tetikleyiciye ihtiyacı vardır. Esasen hastalığın genetik tabanda varlığı olmasa dahi psikolojik bir tetikleyici olması halinde ortaya çıkması söz konusu olabilmektedir. Hastalığın bilinen nedeni stres iken stresi ortaya çıkaran faktörlerin oldukça fazla olması, fibromiyaljiyi dolaylı olarak ortaya çıkaran nedenin kestirilmesinin önüne geçmektedir.

Hastalık, vücudun enerji iletim hatları üzerinde olan on sekiz noktasında ortaya çıkan iltihaplanma olarak bilinmektedir. Bu on sekiz noktanın tamamı yumuşak dokudur ve kasların kemik ile bağ yaptığı noktalardır. Bu noktalarda ortaya çıkan iltihaplanma vücudun neredeyse tüm fonksiyonlarını etkilemekle beraber kişinin hayatını da etkileyecek iki önemli sonucu ortaya çıkarmaktadır. Bunlardan birincisi kronik ağrı; ikincisi ise kronik yorgunluktur. Bu iki durum birbirini destekler ve besler nitelikte olmakla beraber hastalığın ayırıcı tanısının yapılmasında da önemlidir.

Hastalık, iltihaplanma gibi net bir belirtiyi ortaya çıkarmasının yanında, kendisini ortaya çıkaran stresi de besleyerek psikolojik tabandaki sorunların büyümesine de sebep olmaktadır. Bu açıdan bakıldığında hem kişinin fiziki yapısını hem de psikolojik durumunu etkisi altına almaktadır. Ayrıca birçok hastalığın da sebepleri arasında sayılmaktadır. Yani doğrudan doğruya kişinin hayatına tehlike oluşturmasa da sebep olduğu hastalıklarla oldukça tehlikeli sonuçları ortaya çıkarabilmektedir.

Kronik Yorgunluk Sendromu Nedenleri Nelerdir?

Kronik Yorgunluk sendromu (fibromiyaljiyi) hastalığın ortaya çıkmasına sebep olan nedenleri iki ana başlık altında toplamak mümkündür. Bunlardan birincisi genetik yatkınlıktır. Hastalığın ortaya çıkmasına tam olarak hangi gen mutasyonunun sebep olduğu bilinmese de klinik aşamada yapılan çalışmalar, ailesinde fibromiyalji olanların hastalığa, olmayanlardan yaklaşık olarak sekiz kat daha fazla yakalandığını göstermiştir. Bu durum genetik çalışmalar ile saptanamasa da klinik aşamadaki istatistik, hastalığın gen yoluyla da geçiş gösterdiğini söyleyebilmek için oldukça yeterlidir.

Hastalığın ortaya çıkmasındaki ikincil faktörler ise çevreseldir. Çevresel faktörleri de stres başlığı altında toplamak yerinde olacaktır. Hastalığın genetik yatkınlık yoluyla ortaya çıkabilmesi için büyük oranda çevresel faktörlerden beslenmesi gerekir. Genetik yatkınlığın olmadığı durumlarda da çevresel faktörlere bağlı olarak hastalık gelişebilmektedir. Hastalığın en önemli çevresel faktörünü stres oluşturmaktadır. Stresi ortaya çıkaran faktörler ise dolaylı yoldan fibromiyaljinin nedenleri arasında sayılabilir.

Stresi ortaya çıkarma ihtimali bulunan durum veya durumlar genel hatlarıyla şunlardır:

  • Beslenme, stresin ortaya çıkma ihtimali üzerinde etkisi olan en önemli faktörlerden bir tanesidir. Sindirim sistemini etkileme kapasitesi sayesinde vücudun dengede kalmasını sağlayan hormonlar üzerinde ciddi bir etkiye sahiptir. Dengesiz ve düzensiz beslenen insanlarda zaman içerisinde belirli bir derece stres ortaya çıkması oldukça muhtemeldir.
  • Uyku düzeni, hormonlar üzerindeki etkilerinden dolayı stres seviyesinin belirlenmesinde kritik rol oynar. Bazı hormonlar sadece uyku sırasında; bazıları ise sadece gece uykusu sırasında salgılanır. Kronik yorgunluk sendromunun uyku ile olan bağlantısı hormonların ötesindedir. Tam olarak neden olduğu bilinmemekle birlikte uyku düzensizliğinin (çok uyunsa dahi) kronik yorgunluk sendromunu tetiklediği bilinmektedir.
  • Spor egzersizlerinin yokluğu, stres seviyesinin artmasına sebep olmaktadır. Bunun sebebi, fazla enerjinin metabolizma içerisinde tutuluyor ve metabolizma açısından bir düzensizlik oluşturuyor olmasıdır. Sağlıklı beslenilse ve düzenli uyunsa dahi spor egzersizlerine önem verilmemesi halinde, vücuttaki yağ oranının artmasına ve metabolizma sorunlarına bağlı olarak stres ortaya çıkmaktadır.
  • İş yaşamı günümüzün stres odaklarından biridir. İş yaşamında yoğun baskının olması, işyerinin fiziki koşullarının olumsuz olması, proje yetiştirme, maaş yetersizliği, geçim derdi gibi sorunlar doğrudan doğruya yoğun stres oluşumunun sebepleridir.
  • Aile içi sorunlar, duygusal ve fiziksel travmalar da stresi ve hastalığı ortaya çıkaran durumlar içerisinde yer almaktadır.
  • Ayrıca hastalığın net belirtilerinden olan kronik yorgunluk ve ağrının sebebi, yumuşak dokularda meydana gelen iltihaplanmadır. Bu iltihaplanmanın sebepleri ise oldukça çeşitli olmakla birlikte en net sebep bağışıklık sistemi zayıflıklarıdır. Kronik yorgunluk sendromuna sahip olan hastaların bağışıklık sistemi, vücudun içerisinde oluşan iltihaplanmayı ortadan kaldıramayacak derecede zayıftır.
  • Hastalığın ortaya çıkmasında sayılabilecek oldukça fazla neden bulunmaktadır. Bazı hastalıklar, bakteri ve virüsler, stresin alt sebepleri gibi.

Kronik Yorgunluk Sendromu Belirtileri

Kronik yorgunluk sendromunun belirtilerini oldukça geniş bir skalada incelemek mümkündür. Hastalığın, diğer birçok hastalıkla beraber görülüyor olması da bu durumu daraltıcı değil, genişletici rol oynar. Hastalığın ayırıcı tanısının yapılmasını sağlayan en net iki belirti ise vücudun belli bölgelerinde toplanan kronik ağrı ve genel vücut yorgunluğudur. Bu iki belirtinin belirli bir süre birlikte veya ayrı ayrı görülmesi, hastalığa dair şüpheleri büyük oranda doğrulamaktadır.

Kronik ağrının, hastalığın kriterlerin temelini, yani zaman şartını üç ay boyunca görülen kronik ağrı oluşturmaktadır. Ayrıca ağrının görüldüğü bölgelerin de tespit edilmesi oldukça önemlidir. Bu açıdan vücudun sağında ve solunda simetrik olmakla birlikte şu noktalarda üç aydan uzun süren ağrı olması durumu, kronik yorgunluk sendromunun varlığına dair en büyük işarettir:

  • Ön bölgede, çenenin altı ile köprücük kemiğinin üst bölgesindeki kesişim noktası ağrı
  • Ön bölgede, ikinci kaburga kemiğinin tam üzerinde ağrı,
  • Kol bölgesinde, dirseğin dış yanal kısmında ağrı,
  • Ayak bölgesinde, dizin iç yanal kısmında ağrı,
  • Arka bölgede, ense kökünde ağrı
  • Arka bölgede, trapez kasın tam üzerinde ağrı
  • Kürek kemiğinin üst bölgesindeki hassas nokta,
  • Kalçanın üst bölgesindeki hassas nokta,
  • Kalça ile baldırın buluştuğu yumuşak doku

Simetrik olarak hesaplandığında bu noktaların tamamı on sekiz adet etmektedir. Kişide kronik yorgunluk sendromunun olabilmesi için bunların en az on birinde, üç aydan uzun süreli ağrı olmalıdır. Nadiren de olsa ağrının sabit değil gezici olduğu görülebilir. Gezici tipte olan ağrı da bu noktalar arasında gezmektedir.

Hastalığın belirtilerinden bir diğer ise kronik yorgunluktur. Kronik yorgunluk kendini uzun çalışma saatlerinden sonra değil, dinlenilmesi gereken uykudan hemen sonra gösterir. Kişi uykusundan kalktıktan sonra uykusunu açamaz. Yoğun bir ağrı hisseder, hareket etmekte dahi zorlanır. Bu ilk aşamayı atlatsa dahi sürekli olarak yorgunluk hissi içerisindedir. Bunun sebebi genelde uykunun sürekli bölünmesi, ağrının olması ve terleme gibi durumlardır. Uykunun kalitesiz hale gelmesi, yorgunluğu destekler niteliktedir.

Bunların dışında, hastalığın diğer bazı belirtileri de bulunmakla birlikte bu belirtileri diğer hastalıkların belirtilerinden ayırmak oldukça zordur. Bu sebeple ayırıcı tanının konulması için net olan iki belirtinin hastada saptanması gerekmektedir. Bu belirtileri saymak gerekirse:

  • Hassas bağırsak sendromu görülebilir. Bu sendrom, bağırsaklarda herhangi bir sebebe bağlı olmayan hassasiyetin gerçekleşmesini ifade etmektedir. Bağırsaklardaki fonksiyon kayıplarının sebebi bulunamamaktadır.
  • Uyku kalitesinin bozuk olmasından dolayı, nadiren dalınan derin uykuda yoğun şekilde diş sıkma ve gıcırdatma ile karşılaşılır.
  • Metabolizmanın ve hormonların düzensiz olmasından dolayı kalp çarpıntıları ile karşılaşılır.
  • Yine metabolizmanın bozuk olmasından kaynaklı olarak kulakta çınlama; nefes almada zorluklar gözlenebilir.
  • Hastalığın net görülen iki belirtiden sonra en çok karşılaşılan belirtisi ise uykunun sürekli olarak bölünmesi, bölünmese dahi dinlendirmemesidir. Hastalar, uykunun REM evresine geçmekte oldukça büyük sıkıntı yaşarlar. Ayrıca uyku esnasında sebepsiz terleme de söz konusudur.
  • Hastaların stres seviyesinin artması, hastalığın ortaya çıkardığı belirtilerin şiddetinin de artmasına sebep olur.
  • Kadınlarda, adet dönemlerinde belirtiler oldukça şiddetlenir.
  • Vücudun uç noktalarında kan çekilmesine bağlı olarak üşüme, titreme ve karıncalanma gözlenebilir.
  • Sindirim sisteminin düzensiz olmasından dolayı ishal, kabızlık ve yoğun gaz oluşumu ile karşılaşılabilir.
  • Sindirim sistemindeki düzensizliklere bağlı olarak B tipi vitaminlerin sentezlenmesinde sorunlar ortaya çıkabilir. Bu durum da hafızanın aşırı zayıflamasına sebep olabilir.
  • Görüldüğü üzere ikincil olarak görülen belirtilerin birçoğu diğer hastalıklarda görülen belirtilerle benzerdir. Bu durum ayırıcı tanının bu belirtiler üzerinden yapılmasını oldukça zorlaştırmaktadır. Bu belirtilerin olması durumu, diğer iki belirtiyi destekler nitelikte değerlendirilmektedir.
  • Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki hastalığın ortaya çıkmasından sonra hastalığa sahip olan kişinin karakterinde değişmeler gözlenmektedir.

Esasen bu karakter özellikleri var olmakla beraber, hastalığın ortaya çıkmasından sonra kuvvetlenmektedir. Tüm bu karakter özellikleri olağan yaşam içerisinde stresin artmasına sebep olan özellikler olarak bilinmektedir. Kronik yorgunluk sendromu hastalarının karakter özelliklerini genel olarak saymak gerekirse:

  • Kendilerinden beklentileri inanılmaz yüksektir. Her işi başarmak isterler, başaracaklarına inanırlar. Yapamadıkları durumda ise yoğun stres altına girerler.
  • Her işin mükemmel olarak ilerlemesini ve tamamlanmasını arzularlar. Aynı şekilde, mükemmel şekilde tamamlanmazsa strese girerler.

Aşırı titizlik söz konusudur. Bu sebepten ötürü duygu durumlarında ani değişmelerle karşılaşılabilir.

Fibromiyalji (Kronik Yorgunluk Sendromu) Tedavi Türleri

Kronik yorgunluk sendromunun tedavisi de en az hastalığın kendisi kadar komplekstir. Tedavi aşamasının oldukça profesyonel hekimler tarafından yönetilmesi, hastalığın tedavisinde doğru yöntemlerin ve zamanlamanın belirlenmesi açısından önem arz eder. Ayrıca hastalığın tedavisinde izlenen yöntemlerin doğru oranlarda kullanılması, tedavide ısrarcı olunması ve tedaviden kaynaklanabilecek sıkıntıların ortadan kaldırılması da tedavinin ana unsurları arasındadır.

Hastalığın tedavisi için hiçbir yöntem tek başına kullanılmaz. Ancak çok hafif belirtili kronik yorgunluk sendromu varlığında yine tek olmamakla birlikte iki tedavi yönteminin hafif şekilde hazırlanmış bir bileşimi kullanılır. Hastalığın kendisi hem fiziksel hem de psikolojik kaynaklı olduğu için tedavi de hem psikolojiyi düzeltmek hem de fiziksel durumu yani iltihaplanmayı ortadan kaldırmak amacıyla kurgulanmıştır.

Tedavinin bu şekilde kurgulanması ve ısrarcı olunması halinde kronik yorgunluk sendromunun tam olarak tedavi edilmesi mümkündür. Bu mümkün olma hali ancak hastalığın teşhisinin doğru yapıldığı durumlar için geçerlidir. Hastalığı ortaya çıkaran faktörün göz ardı edilerek belirtilerin tedavi edilmesi şeklinde bir süreç izlenirse hastalığın tekrarlama ihtimali oldukça yüksektir.

İyi bir kronik yorgunluk sendromu tedavisinin hedefi, hastalığın ortaya çıkaran faktörün ortadan kaldırılmasıdır. Hastalığı ortaya çıkaran hastalıklar, durumlar, yatkınlıklar düşünüldüğünde bu oldukça zordur. Hastalığın teşhis aşaması için testlerin oldukça yetersiz olması, gözlem ve doktor bilgisinin maksimize olması gibi durumlar teşhislerde yüzde yüz isabet durumunun zorlaşmasına sebep olmaktadır.

Hastalık ilaç tedavisi, psikolojik destekler, hayat tarzı değişiklikleri ve fiziksel tedavi yöntemleri kullanılarak tedavi edilmeye çalışılır. Tam tedavinin sağlanabilmesi için doktor ile hasta arasında uyum olması; sosyal çevrenin de tedavi sürecinde hastaya destek çıkması gerekmektedir.

Kronik Sendromu Hakkında Sık Sorulan Sorular

Hastalığın detaylı olarak incelenmesi ve tedavi yöntemlerinin verilmesinden sonra risk grubunda olanların veya hali hazırda bu hastalığı taşıyanların kafasında soru işaretleri oluşabilir. Bu soru işaretlerinin giderilmesi için ortaya çıkabilecek soruları spesifik başlıklar altında cevaplamak gerekmektedir.

Soru: Doktora gidilmeden fibromiyalji tedavi edilebilir mi?

Cevap: Hastalık hem derin bir psikolojik travmaya hem de fiziksel sebeplere bağlı olduğu için kesin tedavi için mutlaka doktora gidilmelidir. Tıbbi tedavi harici tüm yöntemler hastalığın belirtilerini hafifletmek için kullanılır.

Soru: Fibromiyalji tedavisinde kullanılan ilaçlar bağımlılık yapar mı?

Cevap: Kullanılan ilaçların bazıları bağımlılık yapmaktadır ancak doktorlar bu durumu göz önüne alarak doz ayarı yapmaktadır. O sebepten ötürü, tedavi süresince yazılan ilaçları dozunda kullanmak önemlidir.

Soru: Fibromiyalji alternatif tıp ile tedavi edilebilir mi?

Cevap: Hastalığın alternatif tıp ile kesin olarak tedavi edilmesi mümkün değildir. Alternatif tıp yöntemleri ancak tamamlayıcı ve belirti hafifletici konumunda olabilmektedir.

Soru: Depresyon ile fibromiyalji arasındaki fark nedir?

Cevap: Depresyon tamamen psikolojik kaynaklı olarak ortaya çıkarken fibromiyalji fiziksel olarak da kaynak bulmaktadır. Ayrıca belirtiler açısından depresyon daha kısıtlı kalmaktadır.

Soru: Fibromiyalji istirahat ile geçer mi?

Cevap: Hastalığın istirahat ile geçmesi söz konusu değildir. Kompleks bir tedavi süreci uygulanmalıdır.

Soru: Fibromiyalji cinsel isteksizlik oluşturur mu?

Cevap: Hastalığın belirtilerinin şiddetli olması durumunda cinsel isteksizlik olmaktadır

Güncelleme Tarihi: 29 Ocak 2020, 13:52

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER